Sandıklı Gün FM 99.9

Yükleniyor...
CANLI RADYO
Canlı Yayın Kutusu

CANLI YAYIN

BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7622 0,14%
EURO
55,8727 0,28%
GRAM ALTIN
6.386,30 0,02%
BITCOIN
79.660,00 -0,90%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,47 0,36%
GBP/TRY
66,6455 0,14%
EUR/USD
1,1219 0,15%
BRENT PETROL
110,48 -1,53%
ÇEYREK ALTIN
10.441,60 0,02%

Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!

sağlık
HABER MERKEZİ

Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, "Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir" dedi.

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin önemli bir araştırma alanı olduğunu belirten uzmanlar, yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışların, kültürel kodlardan etkilenebildiğini söylüyor.  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı. Bulimia nervozanın, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla hem psikolojik hem fiziksel riskler yaratabildiğini aktaran Şentürk, "Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür" dedi. Erken teşhis ve multidisipliner tedavinin, komplikasyonları önlemede kritik rol oynadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, ailelerin destekleyici tutumu ve partnerlerin farkındalığının, iyileşme sürecini hızlandırdığını vurguladı.

BESLENME ALIŞKANLIKLARI BÜYÜK ÖLÇÜDE KÜLTÜREL NORMLARLA ŞEKİLLENİYOR

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, "Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir" şeklinde konuştu. Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Şentürk, "Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir" ifadelerini kullandı.

'BULİMİA NERVOZA, KONTROLSÜZ YEME KRİZLERİ VE TELAFİ EDİCİ DAVRANIŞLARLA CİDDİ SONUÇLARA YOL AÇABİLİR'

Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, "Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir" dedi. Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi:  "Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir."

'GÜZELLİK BASKISI GENÇLERDE YEME BOZUKLUKLARINA YOL AÇABİLİYOR'

Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, "Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir" diye konuştu. Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, "Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır" ifadelerine yer verdi.

'TEDAVİ SONRASINDA NÜKS RİSKİ DEVAM EDEBİLİR; DÜZENLİ TAKİP VE PROFESYONEL DESTEK ÖNEMLİ'

Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, "Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir" dedi. Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti: "Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar."

'BELİRTİLER FARK EDİLDİĞİNDE ZAMAN KAYBETMEDEN BİR RUH SAĞLIĞI UZMANINA BAŞVURULMALI'

Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, "Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır" dedi. Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, "Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır" uyarısında bulundu.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?