Sandıklı Gün FM 99.9

Yükleniyor...
CANLI RADYO
Canlı Yayın Kutusu

CANLI YAYIN

BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7463 0,11%
EURO
55,8264 0,20%
GRAM ALTIN
6.402,57 0,28%
BITCOIN
80.482,00 0,12%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,72 0,65%
GBP/TRY
66,5523 0,00%
EUR/USD
1,1211 0,08%
BRENT PETROL
110,58 -1,42%
ÇEYREK ALTIN
10.468,20 0,28%

‘Veremle mücadele için bilinçlenmeliyiz’

AFSÜ
HABER MERKEZİ

AFSÜ'den Doç. Dr. Çilekar, veremin dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ve ölümcül olabilen bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirterek; hastalığın hava yoluyla yayıldığını, sadece akciğerleri değil vücudun farklı organlarını da tutabildiğini, uzun süre gizli kalabildiğini vurguladı.

Çilekar, veremin modern tedavi yöntemleriyle tamamen iyileştirilebildiğini, bunun için ilaçların düzenli ve hekim kontrolünde kullanılmasının şart olduğunu, BCG aşısı, erken tanı, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toplumsal farkındalığın veremle mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.

 

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şule Çilekar, son yıllarda artan vaka sayılarıyla hala yaygın ve ölümcül olduğu bilinen verem (tüberküloz) konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. "Artık eskisi kadar sık görülmediği için etkisini yitirdiği ve tarihe karıştığı zannedilen vereme, dünya çapında 2023 yılında 10,8 milyon kişi yakalandı ve 1,25 milyon kişi de bu hastalık sebebiyle hayatını kaybetti" diyen Doç. Dr. Çilekar, veremin hava yoluyla bulaşan 'Mycobacterium tuberculosis' bakterisinin sebep olduğu ve genellikle akciğerleri etkileyen bulaşıcı bir hastalık olduğunu söyledi. Çilekar, şöyle devam etti: "Yani veremin etkisi sadece akciğerlerle sınırlı değildir; bu hastalık kemikler, böbrekler veya lenf bezleri gibi vücudun başka kısımlarını da etkileyebilir. Veremin, hava yoluyla bulaştığını söyledik. Örneğin aktif verem hastası bir kişi öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda, havaya küçük damlacıklar saçar. O kişi ile aynı ortamları paylaşan kişilerin bu damlacıkları solunmasıyla verem onlara da bulaşabilir."

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ, MİKROBU UYKU DURUMUNDA TUTABİLİR

Verem mikrobunun vücuda girdiğinde hemen hastalığın görülmediğini dile getiren Çilekar, "Bağışıklık sistemi, mikrobu uyku durumunda tutabilir. Bu duruma latent verem enfeksiyonu denir. Risk faktörlerine göre latent enfeksiyon aktif vereme dönüşebilir" dedi. Verem hakkında halk arasında bazı yanlış kanıların olduğunu söyleyen Doç. Dr. Çilekar, "Örneğin, veremin sadece yoksullarda görüldüğü veya tedavi edilemez bir hastalık olduğu düşünülür. Oysa bu hastalık sosyoekonomik durumdan bağımsız olarak herkesi etkileyebilir ve modern tedavi yöntemleriyle tamamen tedavi edilmesi mümkündür" şeklinde konuştu. Toplumsal bilinç ve desteğin de veremle mücadele kritik bir rol oynadığının altını çizen Çilekar, "Farkındalığın artması, erken teşhis ve tedaviye erişimi kolaylaştırır. Ayrıca, hastaların tedavi sürecinde yalnız hissetmemeleri ve damgalanmamaları için toplumsal destek hayati önem taşır" ifadelerine yer verdi.

'VEREMDEN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU BCG AŞISI OLMAKTIR'

Veremden korunma yollarından bahseden Çilekar, "Veremden korunmanın en etkili yolu, BCG (Bacillus Calmette-Guerin) aşısı olmaktır. Ayrıca, hasta kişilerle temastan kaçınmak, yaşam alanlarını düzenli olarak havalandırmak ve sağlıklı beslenmek de korunmada etkilidir" dedi. Verem belirtilerine de değinen Çilekar, şöyle devam etti: "Veremin başlıca belirtileri iki haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybıdır. Ayrıca göğüs ağrısı ve kanlı balgam da görülebilir. Evet, veremin tedavisi mümkündür ve genellikle başarılıdır. Tedavi, birkaç farklı antibiyotiğin genellikle altı ay veya daha uzun süre boyunca düzenli olarak kullanılmasını içerir. Bu süreçte hekimin talimatlarına kesinlikle uyulması hem hasta hem de hasta yakınları için büyük önem taşır."

'TEDAVİ SÜRECİNDE EN KRİTİK NOKTA, İLAÇLARIN DÜZENLİ VE HEKİMİN BELİRTTİĞİ SÜRE BOYUNCA KULLANILMASIDIR'

AFSÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şule Çilekar, yaptığı değerlendirmenin devamında ise şunları söyledi: "Tedavi sürecinde en kritik nokta, ilaçların düzenli ve hekimin belirttiği süre boyunca kullanılmasıdır. Erken iyileşme belirtileri görülse bile, tedavi asla kesilmemelidir. Ayrıca, dengeli beslenme, yeterli uyku ve hijyen kurallarına riayet etmek de iyileşme sürecini destekler.

'TEDAVİ TAMAMLANDIKTAN SONRA DA DÜZENLİ KONTROLLER ÖNEMLİDİR'

Tedavi tam ve eksiksiz olarak tamamlandığında, veremin tekrarlama riski son derece düşüktür. Önemli olan, tedaviye sadık kalmak ve hekim takibini sürdürmektir. Bağışıklık sistemi, veremle mücadelede kritik bir role sahiptir. Güçlü bir bağışıklık sistemi, bakterinin vücuda girmesi durumunda bile hastalığın gelişmesini önleyebilir. Sağlıklı yaşam tarzı, bağışıklığı güçlendirmenin anahtarıdır. Verem tedavisi tamamlandıktan sonra da düzenli kontroller önemlidir. Sağlıklı yaşam tarzını sürdürmek, dengeli beslenmek ve yeterince dinlenmek, vücudun tamamen toparlanmasına yardımcı olur ve hastalığın nüksetmesi riskini azaltır."

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?