Sandıklı Gün FM 99.9

Yükleniyor...
CANLI RADYO
Canlı Yayın Kutusu

CANLI YAYIN

BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7625 0,14%
EURO
55,8578 0,25%
GRAM ALTIN
6.395,56 0,17%
BITCOIN
80.063,00 -0,40%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,40 0,29%
GBP/TRY
66,6126 0,09%
EUR/USD
1,1217 0,13%
BRENT PETROL
110,70 -1,32%
ÇEYREK ALTIN
10.459,49 0,20%
  • ANASAYFA
  • SİYASET
  • Uysal, son dönemde artan cinayetleri ve ceza infaz sistemini değerlendirdi

Uysal, son dönemde artan cinayetleri ve ceza infaz sistemini değerlendirdi

Gültekin Uysal
HABER MERKEZİ

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı ve eski Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, son dönemde yaşanan cinayetler ve ceza infaz sistemine yönelik eleştirilerini sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı bir açıklamayla dile getirdi. Uysal, 11. Yargı Paketi'nin yürürlüğe girmesiyle başlayan tahliyeler sonrası her geçen gün yeni suçların işlendiğini belirterek, cezasızlık algısının toplumsal güvenliği tehdit eder boyuta ulaştığını savundu. Paylaşımında Ahmet Minguzzi, kız kardeşi ve annesini korumaya çalışırken hayatını kaybeden Hakan Çakır ile 14 Ocak Çarşamba günü öldürülen Atlas isimli çocukların cinayetlerine dikkat çeken Uysal, bu vakalarla ilgili kamuoyunda yeterince konuşulmayan gerçekler olduğunu ifade etti. Ceza infaz sisteminin tamamen siyasi iktidarın inisiyatifine bırakıldığını öne süren Uysal, bu durumun suçu artırdığını, suçluyu cesaretlendirdiğini ve ‘cezasızlık’ algısını güçlendirdiğini dile getirdi. Uysal, AK Parti iktidarının popülist ve politik kararları nedeniyle birçok suçun infazının gerçekleşmediğini savunarak, “Tahliyeler sonrası her bir gün yeni bir suç, cinayet! Ahmet Minguzzi evladımızın, kız kardeşini ve annesini korumaya çalışırken katledilen Hakan Çakır kardeşimizin ve maalesef önceki gün öldürülen Atlas kardeşimizin katilleri ile ilgili konuşmadığımız gerçekler var. Ceza infaz sistemini de her konuda, her alanda olduğu gibi siyasi iktidarın inisiyatifine tamamen terk etmek ülkede suçu artıran, suçluyu cesaretlendiren, cezasızlık algısını körükleyen bir hal aldı. Cezalandırılmayan, AKP iktidarının popülist ve politik kararları yüzünden infazı gerçekleşemeyen suçlar bir yenisine sebep oluyor” ifadelerine yer verdi.

‘BU ÇOCUKLAR BİR SABAH UYANIP KATİL OLMUYOR’

Türkiye’de ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramının, iktidarın yaşanan sosyal çöküşü perdelemek için kullandığı bir hukuki mazerete dönüştüğünü ileri süren Uysal, özellikle kasten öldürme gibi ağır suçlarda failin yaşına odaklanan yaklaşımın, yoksulluğu yöneten ve şiddeti normalleştiren siyasal tercihlerin üzerini örttüğünü kaydetti. Uysal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramı, iktidarın sosyal çöküşü perdelemek için sığındığı hukuki bir mazerete dönüştü. Özellikle kasten öldürme gibi en ağır suçlarda, failin yaşı üzerinden kurulan bu dil; yoksulluğu yöneten, şiddeti normalleştiren ve çocukları kaderine terk eden siyasal tercihlerin üzerini örtmekte. Bu çocuklar bir sabah uyanıp katil olmuyor. Onları bu noktaya getiren; işlevsiz ve siyasallaşmış eğitim sistemi, parçalanmış aile yapıları, uyuşturucu ve çeteleşmenin kol gezdiği mahalleler ve devletin sosyal politikalar alanından sistemli biçimde çekilmesi.

‘HUKUK, TOPLUMSAL ADALET DUYGUSUNU HİÇE SAYAN BİR BİÇİMDE UYGULANIYOR’

AKP iktidarı maharetiyle devletin sosyal politikalardan uzaklaşmasının en acı sonucu 15 Temmuz'da felaketle tecrübe edildi. Ancak bu gerçeklik, işlenen suçun ağırlığını hafifleten bir gerekçe değil. Tam tersine, siyasal sorumluluğu büyüten bir iddianame. Bugün gelinen noktada hukuk, çocuğu koruma iddiasıyla mağduru görünmez kılan, toplumsal adalet duygusunu hiçe sayan bir biçimde uygulanmakta.  Ağır suç işleyen failler için ‘çocuk’ sıfatının mutlak bir dokunulmazlık kalkanına dönüştürülmesi; ne rehabilitasyona hizmet etmekte ne de yeni suçların önüne geçmekte. Bu yaklaşım, caydırıcılığı yok eden, suçu teşvik eden ve hukuk devletini aşındıran bir sonuç üretmekte.

‘ASIL SORUN CEZANIN SERTLİĞİ DEĞİL; CEZANIN ADİL, TUTARLI VE İNANDIRICI OLMAMASI’

Asıl sorun cezanın sertliği değil; cezanın adil, tutarlı ve inandırıcı olmaması. İktidar, suçu önleyecek sosyal politikaları üretmek yerine, suç işlendikten sonra kavramların arkasına saklanmayı tercih ediyor. Çocukları koruyamayan bir devletin, işlenen cinayetlerden sonra sadece terminolojiyle konuşması, ahlaki ve siyasal bir iflastır. Dün çocuğa yönelik cinsel suçlarda utanmadan 'rıza' diyenlerin bugün ha bire 'af' ilan edip, 'iyi hal' saçmalıkları, toplumu suça teşvik edecek biçimde suçlu ve suçla bağları ortada dururken, yaşananları yine kavramlar arkasına saklanarak kanıksatmaya çalışması suçun temel sebebidir.

‘BU DÜZEN DEĞİŞMEDEN, NE ÇOCUKLAR KURTULACAKTIR NE DE TOPLUM’

Bu düzen değişmeden, ne çocuklar kurtulacaktır ne de toplum. Şiddeti üreten koşullarla yüzleşmeyen her siyasal iktidar, dökülen her kanın sorumluluğunu taşımaya devam edecektir. Evlatlarımızın katilleri en ağır şekilde cezalandırılmalı, yeni canlara sebep olacak bu cesaret sarmalı ortadan kaldırılmalıdır. Bu katillere 'suça sürüklenen çocuk' demek yerine 'sefalete sürüklenen ailelerin çocukları' demek, bugün yaşananları anlamak için elzem. İşin başka bir boyutu ise mesleki ya da akademik olarak eğitim hayatında yer alamayan, istihdam edilemeyen, sefalete sürüklenen çocuklar ve gençlerin, eline silah arkasına insan gücünü aldığında tüm dezavantajlarını yitireceğini adeta örnekleyen TV yapımlarına maruz kalması. Neredeyse her televizyon kanalında elinde silah, arkasında adam, 'aşk hikayeleri' arkasına saklanmış çetelerin mücadeleleri yayımlanıyor. Buna da artık dur demek gerek!”

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?