Sandıklı Gün FM 99.9

Yükleniyor...
CANLI RADYO
Canlı Yayın Kutusu

CANLI YAYIN

BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7476 0,11%
EURO
55,8158 0,18%
GRAM ALTIN
6.386,12 0,02%
BITCOIN
80.369,00 -0,02%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,17 0,02%
GBP/TRY
66,5519 0,00%
EUR/USD
1,1211 0,08%
BRENT PETROL
110,66 -1,34%
ÇEYREK ALTIN
10.441,31 0,02%
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Olgun: Halkbank davasındaki anlaşma jeopolitik hesapların sonucu olabilir

Olgun: Halkbank davasındaki anlaşma jeopolitik hesapların sonucu olabilir

Hakan Şeref Olgun
HABER MERKEZİ

İYİ Parti Afyon Milletvekili Olgun, Halkbank hakkında ABD’de yürütülen dava sürecinde 11 Mart duruşması yapılmadan ‘ertelenmiş kovuşturma anlaşması, Deferred Prosecution Agreement (DPA)’ imzalanmasını değerlendirdi. Olgun, söz konusu adımın yalnızca hukuki değil, uluslararası güç dengeleri ve jeopolitik hesaplarla da bağlantılı olabileceğini ifade etti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Halkbank hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yürütülen dava sürecine ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Olgun, 11 Mart’ta yapılması planlanan duruşma gerçekleşmeden ABD ile ‘ertelenmiş kovuşturma anlaşması’ olarak bilinen Deferred Prosecution Agreement (DPA) imzalanmasının sıradan bir hukuki gelişme olarak görülemeyeceğini belirtti. Olgun, söz konusu anlaşmanın ABD hukuk sisteminde özellikle büyük finans kurumlarıyla ilgili davalarda yalnızca bir ceza muhakemesi yöntemi olarak değerlendirilmediğini ifade ederek, bu tür mekanizmaların zaman zaman jeopolitik ve stratejik hesapların hukuki bir çerçeveye oturtulması amacıyla da kullanılabildiğini savundu.

‘DIŞ POLİTİKA ARAÇLARINDAN BİRİ HALİNE GELEBİLİYOR’

Halkbank hakkında yöneltilen suçlamaların temelinde, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının çeşitli yöntemlerle ihlal edildiği iddiasının bulunduğunu hatırlatan Olgun, paravan şirketler, sahte ticaret mekanizmaları ve uluslararası finans sistemi üzerinden yaptırımların delindiği yönündeki iddiaların davanın merkezinde yer aldığını kaydetti. Bu büyüklükteki bir yaptırım ihlali iddiasının normal şartlarda kapsamlı bir yargılama süreciyle sonuçlandırılmasının beklendiğini belirten Olgun, buna karşın dosyanın yargı kararıyla değil; müzakere yoluyla sonlandırılma sürecine girdiğine dikkat çekti. Açıklamasında uluslararası yaptırım hukukunun büyük devletlerin dış politika araçlarından biri haline gelebildiğini dile getiren Olgun, ceza davalarının dahi zaman zaman diplomatik pazarlıkların bir parçası olarak değerlendirilebildiğini ifade etti.

‘KÜRESEL ÖLÇEKTE AÇILAN BÜYÜK DAVALAR HUKUKİ SÜREÇLERLE ŞEKİLLENMİYOR’

Küresel güç dengeleri karşısında hukuki süreçlerin bazı durumlarda siyasi stratejilerin etkisi altına girebildiğini savunan Olgun, özellikle Orta Doğu’da İran merkezli gerilimin yükseldiği bir dönemde ABD’nin Türkiye ile yeni bir finansal kriz başlığı açmak istememiş olabileceğinin de ihtimaller arasında bulunduğunu dile getirdi. Olgun, ortaya çıkan tablonun yalnızca bir ceza muhakemesi sürecinin sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, Halkbank dosyasının uluslararası hukuk ile jeopolitiğin kesiştiği bir güç dengesi hamlesine işaret ettiğini ifade etti. Açıklamasında, küresel ölçekte açılan büyük davaların çoğu zaman yalnızca hukuki süreçlerle değil, aynı zamanda uluslararası güç dengeleri ve diplomatik hesaplarla da şekillenebildiğini vurguladı.

‘ABD İLE DPA İMZALANMASI SIRADAN BİR CEZA YARGILAMASI GELİŞMESİ DEĞİLDİR’

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Halkbank hakkındaki davaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:  “Halkbank davasında 11 Mart duruşması yapılmadan ABD ile ‘ertelenmiş kovuşturma anlaşması’ imzalanması, sıradan bir ceza yargılaması gelişmesi değildir. ABD hukukunda Deferred Prosecution Agreement (DPA), özellikle büyük finans kurumları açısından çoğu zaman ceza muhakemesinden ziyade jeopolitik ve stratejik hesapların hukuki kılıfıdır. Halkbank hakkında ileri sürülen suçlamalar açıktı; ABD’nin İran ’a yönelik yaptırımlarını paravan şirketler, sahte ticaret mekanizmaları ve finansal sistem üzerinden delmek.

‘DAVA, YARGI KARARIYLA DEĞİL MÜZAKEREYLE SONLANDIRILMA YOLUNA SOKULDU’

Normal şartlarda bu ölçekte bir yaptırım ihlalinin tam yargılama ile sonuçlandırılması beklenirdi. Ancak dava, yargı kararıyla değil müzakereyle sonlandırılma yoluna sokuldu. Bu tablo birkaç gerçeğe işaret ediyor. Uluslararası yaptırım hukuku, büyük devletlerin jeopolitik araçlarından biridir. Ceza davaları dahi gerektiğinde diplomatik pazarlığın parçası haline getirilebilir. Hukuki süreçler, küresel güç dengeleri karşısında bazen siyasi stratejiye tabi hale gelir. Ortadoğu’da İran merkezli gerilim hızla tırmanırken, ABD ’nin Türkiye ile yeni bir finansal kriz başlığı açmak istememesi de bu kararın arka planında güçlü bir ihtimal olarak görülmektedir. Dolayısıyla Halkbank dosyasında ortaya çıkan sonuç yalnızca bir ceza muhakemesi kararı değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ile jeopolitiğin kesiştiği bir güç dengesi hamlesidir. Kısacası; bu gelişme, küresel ölçekte açılan büyük davaların çoğu zaman hukuk kadar güç dengeleri tarafından da yönlendirildiğini ortaya koymaktadır.”

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?